Saat Yükleniyor...
New York Times'e Yalanlama
Tarih : 2019.01.06  15:14:37
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi, The New York Times (NYT) gazetesinin Türkiye'den ülke dışına yapılan beyin göçü haberindeki verilerin doğru olmadığını ifade eden bir açıklama yayımladı.

Gazetenin haberinde Türkiye'den yurt dışına göçün 'rekor rakamlara ulaştığı', göçün başlıca sebeplerinin de 'kayırmacılık ve artan otoriterleşme' olduğu belirtiliyordu.

Haberle ilgili Cumhurbaşkanlığı'nın İnsan Kaynakları Ofisi'nden 'Beyin göçü hakkında basında çıkan asılsız haberler ile ilgili açıklama' başlığıyla şu yanıt verildi:

"The New York Times gazetesi internet sitesinde 2 Ocak 2019 tarihinde Carlotta Gall tarafından kaleme alınan, kimi yabancı ve yerli basın organlarında haberi yapılan yazıda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri referans gösterilerek, "2017 yılında Türkiye'den göç eden Türk sayısının çeyrek milyonun üzerinde" olduğu iddia edilmiştir.

Ancak kamuoyuna açık olan TÜİK verilerine bakıldığında 2017 yılında Türkiye'den göç eden vatandaşlarımızın sayısının yazıda iddia edildiği üzere çeyrek milyonun üzerinde değil, aksine 113 bin 326 kişi olduğu görülmektedir.

BEYİN GÖÇÜ NEDİR..? SEBEPLERİ VE SONUÇLARI NELERDİR..?

 

Beyin göçü neden olur? Beyin göçünün sonuçları nelerdir? Beyin göçüne uğrayan ve beyin göçüne maruz kalan ülkede ne tür değişimler yaşanır?

Son yıllarda ve dönemlerde bazı ülkelerin maruz kaldığı bir göç şeklidir beyin göçü... Mesleki anlamda alanlarında uzman olmuş, kendini geliştirmiş, bilim adamı kimliğindeki gelişmiş ve gelişmekte olan insanların kendi ülkelerinden başka ülkelere taşınmasına "beyin göçü" denir. 
Ki bu ayrılık öncelikli olarak “çalışma” amacını taşırken sonrasında kalıcı ikamete dönüşmektedir.

Beyin göçünün sebepleri

Ekonomik: Kendi ülkesinin ekonomik şartlarının iyi olmaması. Düşük maaşlar. Yüksek vergiler. Gelecek planlamasının bulunmaması.

Teknolojik: Özellikle bilimsel çalışma anlamında imkanların kısıtlı olması, az gelişmiş ülke konumunda bulunması.

Siyasi: Mevcut iktidarın yeterince özgürlük tanımaması ve destek vermemesi ve teşvik etmemesi. Aksine bilimsel çalışmalara köstek olması. İnsanlar üzerindeki baskı ve yeniliklere karşı kapalı olması.

Beyin göçü yaşayanlar genellikle ileri düzeyde zekaya sahip yenilikçi ve bilimsel çalışmalara açık kimselerdir. Kendi ülkesinde yeterli imkanı ve ortamı bulamadığı için daha zengin ve özgürlükçü ülkeleri tercih ederler. 
Ki bu insanlar gittikleri ülkelerde kabul görür ve vatandaşlık hakkı kazanır.

Beyin göçünün sonuçları

Göçe maruz kalan insanlar gittikleri ülkelerin kalkınmasına ve zenginliğine katkıda bulunurlar. Gelişmiş ülkeler daha fazla gelişir. 
Göçü yaşayan ve vatandaşlarını tutamayan ülkeler ise daha da fakir olur. Kendi vatandaşının yabancı bir ülkede yaptığı teknolojiyi yüksem maliyete satın almak durumunda kalır. 
Beyin göçüne açık ve davetkar ülkeler eğitimde seviye yükseltip özgürlükleri daha da artırırken göçe maruz kalan ülkeler her alanda geriye gider. Bu ekonomide fazlasıyla kendini gösterir.

Son dönemde beyin göçü alan ülkeler arasında Amerika ve Almanya başı çekerken en fazla beyin göçü veren fakir ülkeler Hindistan ve Pakistan’dır. Maalesef son dönemde Türkiye’de beyin göçü vermektedir. 1930'lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk, beyin göçüne maruz kalan Almanlar'a kapılarımızı açmıştır.

 




Etiketler: göç,beyin,para,türk
Bu haber toplam 104 defa okunmuştur
Paylaş :
Dünya
YAZARLAR
HAFTANIN ÇOK OKUNANLARI
ANALİZ HABER..;DSG’den Şam’a Suriye’nin kuzeydoğusundaki öz yönetim organlarını tanıma çağrısı
ABD’nin desteklediği ve omurgasını PKK/PYD'nin oluşturduüğu Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Şam’ı Suriye’nin kuzeydoğusundaki öz yönetim organlarını tanımaya çağırdı ve DAEŞ ile savaşta yeni bir aşamaya geçildiğini duyurdu.Bu açıklamanın ABD Başkanı trump'ın Golan Tepeleri Terör Devleti İsrail'in kontrolüne verilmelidir açıklamasından sonra gelmesi hiç şüphesiz rastlantı değil,Tavistok'un laboratuvar ürünü olan Daeş'in başak amacı bölgedeki demografik yapıyı PKK/PYD lehine değiştirmekti ve bununla birlikte ABD'nin silah ve lojistik desteği ile gerilla hareketinden,düzenli ordu pozisyonuna devşirilyor.Bu hiç şüphesiz Astana sürecini boşa düşürme,Suriye'nin toprak bütünlüğünü parçalama ve İsrail'in hedefi olan Arz-ı Mevuda giden yolda önemli bir parametrenin aşılması demek,bu öz yönetim talebi birinci aşamada Suriye sonrasında büyük hedef olarak Türkiye parçalama amacı gütmektedir.Yapılması gereken açıktır,üçlü mekanizmaya şartlı da olsa Esat yönetimini de dahil etmektir.Aksi bu sürecin daha fazla uzaması demektir.Suriye'de ABD ve PKK/PYD varlığı devam ettikçe Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması mümkün değildir. Alpaslan KARAASLAN www.Havasspress.com Gn.Yn.Yönt.
ANKET
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Altyapı: siteal.net
Copyright © Havasspress   |
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.