Saat Yükleniyor...
YAZARLAR
Koloni Paramiliter Devlet “ERMENİSTAN”

Uzun zamandır,saldırgan ve dış güdümlü emir alan tutumu ile Kardeş Azerbaycan toprağı olan Karabağ’ı işgal eden ve burada katliamlara imza atan Ermenistan,son olarak Bakü’ye 439 km uzaklıkta olan ve buraya DİKKAT..:Türk Enerji hatlarının en yakın bölgesi “Tovuz”a saldırarak 7 Azeri kardeşimizi şehit etti.

Tetiği Ermenistan çekmiş gibi görünüyorsa bile hiç şüphesiz bir üst akıl bu eli kumanda ediyor.

Bu üst aklı analiz edebilmemiz için Türkiye’nin bölgesel ve küresel anlamda politik paradigmalarına karşı hangi gücün karşı politik,askeri tavır gösterdiğine bakmamız anlamamızda yeterli olacaktır.

Katar’da darbe yapmaya teşebbüs eden,Libya’da Hafter güçlerini destekleyen,Suriye’de savaşın devam etmesi için elinden geleni yapan PKK/

PYD’yi siyasal ve lojistik olarak besleyen kimse burada tetiği çeken de odur.

Azerbaycan-Ermenistan sınırında çatışma: Azerbaycan ordusundan 2 ...

 

Biraz açalım ve anlamlaştıralım..;

Yaşadığımız bir Dünya savaşı fakat bu savaşın kendine göre geliştirdiği kuralları ve ahlaksızlığı var.

Evet savaşında bir ahlakı olur ama bu yaşadığımız sürecin maalesef yok.

Üç Önemli Stratejik Temelleme Gündemimize  girdi.

1-Vekalet savaşları

2-Paramiliter Örgütler

3-Bölgesel ve Çıkara Dayalı Ortaklıklar,Anlaşmalar

Şimdi ise herhalde benim tanım geliştirmem lazım Ermenistan için ne diyebiliriz.

Koloni Paramiliter Devlet “ERMENİSTAN”

Fransa Ermenistan üzerinde önemli etkiye sahip Libya ile ilgili Hafter güçlerini destekleyen Türkiye’nin Libya ve  Akdeniz üzerindeki Politik duruşu ile ilgili karşıtlığını gizlemeyen bir ülke,hiç şüphesiz burada Ermenistan’ı iten güç Fransa olsa da burada Fransa’da piyon.

Destekledikleri yapıları farklı konsorsuyumlar kurarak ayrı ayrı desteklediler.

-ideolojik eğitimi veren,

-Lojistik desteği sağlayan,

-Koruma yelpazesiniz geliştiren

Devletler hep farklı oldu,fakat bu bir Küresel Konsorsiyum..

Mesela ABD’nin silah verdiği ve her anlamda desteklediği PKK/PYD ile Rusya çok rahat jeopolitik ilişkiler geliştirebildi.

Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) ihlali itirazı ile kavga eden iki ülkede ABD ve RUSYA değilmiydi.

Kafanız biraz karıştı ama startejide böyle bir şey çözümlenebilir strateji ile Temelleme yapılamaz.

İki Önemli Devlet burada steril alanda kalarak,oluştrdukları yapıları destekliyerek hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.

Fakat daha büyük bir güç parayı,silah sanayini ve bugün bordrolu eleman Elon Musk ve Nasa ile uzay teknolojisine sahip 13 tane Siyonist Küresel aile var.

Oluşturulan her çatışma ve Kaos bunları zenginleştirirken,güçlendirirken Dünya’yı da daha rahat kontrol edebilecekleri bir pozisyona sokuyor.

(1)Yazımda bu konuya genişçe değindim.Ermenistan özeline dönersek  burada iki türlü mesaj verilmeye çalışılıyor.Bunu da hiç şüphem yok ki Rusya’nın arka bahçesi olan bölgede RUSYA ve ABD veriyor.

1-Türkiye ile kim hareket ederse çatışma ve kaosun merkezi haline gelecek.

2-Bölgesel ve Küresel anlamda ABD ve Rusya’nın hedefleri doğrultusunda hareket etmezsen yanlızlaştırılacaksın.

Bu proje Ülken sınırları içerisinde ve dışarısında uygulanacak.

Bırakın bölgeyi,Dünya’yı bile Türkiye’siz Yönetemzsiniz,Dünya’da kadim geçmişi olan İmpratorluk yönetim paradigması ve kültürü olan tek ülke kalmıştır,bunun adı”TÜRKİYE CUMHURİYETİ”dir.

Rusya ve ABD Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasından sonra bu göreve soyunsalarda kan göz yaşı ve başarısızlıktan başka bir sonuç almadıklarını uzayan giden savaşlar sonunda ülkelerini ekonomik ve sosyolojik buhrana sürükledikleri hemde bütün ekonomik somürülerine rahmen bu sonucu almaları onları yönetemez hale getirmiştir.

Bugün yaşadığımız alan boşluğunun ana sebebini bu oluşturmaktadır.

Bunu 13 ailenin 7’sini oluşturan Küreselci ailelerde bilmektedir.

Mesele Türkiye’nin Üniter Yapısını Koruyarak,Afrika,Alt Afrika ve Şam’a kadar uzanan bir bölgede barış ve huzuru sağlayacak yönetimler oluşturmasıdır.

Bu bölgelerdeki sömürü,kaos ve kargaşa olduğu sürece Türkiye’de huzur olmaz,artık başka bir Dünya’ya uyanma zamanı geldi,soru şu Ermenistan gibi Koloni Paramiliter bir devlet mi olacaksınız,yoksa köklerinizden aldığınız güçle Medeniyetinizi tekrar mı inşa edeceksiniz.

 

İZAHAT...,

(1)"KAPİTALİZM,KENDİNİ YİYEREK HAYATTA KALAN CANAVAR" BAŞLIKLI MAKALEM

 

Allah cc.Her Şeyi Daha iyi Bilendir.

 

Alpaslan KARAASLAN

Havasspress.G.Yn.Yönetmeni

15.07.2020

TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU”EKONOMİ”

Bir Ekonomi başlıklı analiz yazısı ile daha huzurlarınızdayım. Attığım başlık ilgi çekmek sebebi ile değil tamamen gerçek pozisyonumuzu anlattığı için atılmıştır.

Bu bir çözüm önerileri yazısıdır, daha önce yapılan yanlış ekonomik politikalarını(1)(2) yazımla izah etmiş o günün şartlarında çözüm önerileri sunmuştum.

Fakat bugün son kabine ile bazı doğru adımlar atılsa da durum daha ağırlaşmıştır ve “MİLLİ GÜVENLİK SORUNU HALİNE GELMİŞTİR”

Biz İslam Referanslı bir Ümmet iken, en önemli yönetim düsturu olan ”GÖREVİN EHLİNE VERİLMESİ İLKESİNİ ”çoğu zaman ki Ekonomi yönetiminde olduğu gibi uygulamaktan imtina ettik. Bu ilkesizliğin doğal sonuçları ile de yüzleşmek zorunda kaldık.

Ekonomideki varlık pozisyonumuzu ortaya koyarak başlamak istiyorum.

-Merkez Bankası'nın brüt döviz rezervi 24 nisan itibarıyla 52,7 milyar dolardır.

- Merkez Bankası'nın altın rezervi ise 33 milyar 786 milyon dolardır.

Merkez Bankası Devlet borçlanma tahvili 600 milyar dolarlık kısmının 450 milyar dolarını kullanarak borç hanemize yazdırmışızdır.

2020 Şubat sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 168,5 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Söz konusu stokun 18,9 milyar ABD dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluşmaktadır. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün % 21,1, Merkez Bankası’nın % 5,0, özel sektörün ise % 73,9 oranında paya sahip olduğu görüyoruz.

Bu şu kısaca bizim bu yıl ki ödeyeceğimiz borç stokumuz 168.5 milyar dolar.

Herkesin anlayabileceği kısa ifade ile mevcut pozisyonumuz bu, peki ne yapmalıyız. Alman Ekonomisinin bile Kovid19 salgını ile resesyona girdiği bir dönemde edilgen ve kırılgan bir ekonomik yapısı olan Türkiye’nin bu anlamda pozisyonu hiçte iç açıcı değildir.

Öncelikle Milli bir şuurla oy ve sandık kaygısı taşımadan radikal kararlar almak zorundayız. Burada Kriz Yönetimine geçilmelidir.

Önümüzde daha önce benimde teklif ettiğim, Üst düzey pratik ve teorik anlamda birbirini tamamlayan bir kurulun oluşturulmasıdır ki, bugün yaşadığımız süreçte Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan “BİLİM KURULUNUN” ne kadar doğru ve yerinde bir oluşum olduğunu anladığımıza göre artık elimizde önemli bir yol gösterici örnekte var.

Berat Albayrak bu süreci yönetebilecek donanıma, tecrübeye ve yeteneğe sahip değildir. Kişisel fikrim sorulursa bu makama teklif edeceğim isimler vardır.

YDDüzeni kuramsalcıları tarafından uygulanan küçük çaplı biyolojik savaş Dünya’daki bütün dengeleri değiştirdi, ödemeler dengesini yerle bir etti.

Bu yapıyı da kendileri hazırladı pompaladıkları sıcak para ile devletlere sınırsız krediler verdiler  ve hak etmediğimiz bir yaşam biçimi sağladılar veya dizayn ettiler.

(1)Başlıklı analiz makalemde bugünleri yazmıştım. Her zaman Ekonominin dönüştürülebilir yatırım enstrümanlarına yönelmesini ifade ettim. Bunları da şöyle sıraladım..,

-TARIM

-SANAYİ

Bu kadar basit, örnek almanız gereken ekonomi ise Tayland,İspanya,Yunanistan değil “ALMANYA”dır diye yazdım.

Bugün yaşadığımız tecrübe bize bunu acı acı gösterdi. Tarım Ülkesi olan bir ülkede patates, soğanla Yerel İktidarlar değişti, hala akıllanmadık, domatesi 10 tl’ye yiyoruz hala mı akıllanmayacağız. Öyleyse yine uyarı kalemini elimize alalım…;

Etkisizleştirilen Devlet Planlama Teşkilatı günün şartlarına uygun rehabilite edilmeli ve Ekonomi Kuruluna monta edilmeli.

İnşat sektörü direk Ekonomiye etki eden bir araç değildir. Dönüşü sadece sıcak paradır. Bu araç diğer sanayi üretimleri ile desteklenmezse ki desteklenmedi, yalancı bahar sonunda kriz olarak size geri döner.

Ekonomik,Sosyalojik,Siyasal ve Uluslar arası Politik Güç analizi yapılması gerekir. Bu güç analizinde..;
-Önce Pozisyonumuz

-İhtiyaç listemiz ve önceliklerimiz

-5 Yıllık Kalkınma ve Ödemeler Programı

-Halkımızın Ekonomik, Sosyolojik ve Psikolojik Analizi

-Diğer devletlerin her pozisyonda alacağı kararların önceden analizi ve buna karşı bizim geliştireceğim stratejiler belirlenmelidir.

Yapacağımız ekonomik programın en önemli bölümü adil paylaşım esası üzerine olmalıdır. İşsizlik oranın %13 olduğu düşünülürse bunun ne kadar önemli olduğunu yazmaya bile gerek olmadığını düşünüyorum.

Tarım ve sanayii bugünün mantığı ile değil, Uzay çağına geçeceğimiz önümüzdeki elli yılın ihtiyaçları analiz edilerek yapılmalıdır. Değerli madenler doğru tespit ile korunmalıdır(2)Yazımda da ifade etiğim gibi Karbon en önemli maden pozisyonunu alması muhtemeldir. Doğru analiz ve planlama bizi hedeflediğimiz menzile daha çabuk ulaştıracaktır.

Bize doğru olarak sunulan artık kalıtsal bir sorun olan Borçlanmanın Normalleştirilmesidir. Dönüştürülebilir yüksek teknolojili sanayi için kabul edilebilir bir durum olsa da öz kaynak yaratmak ve kullanımı en doğru olanıdır.

Ekonomi yönetimi bu anlamda zihinsel olarak revizyona uğramalıdır. Varlık sebepleri öz kaynak yaratma ve Devletin Ekonomisini güçlendirme olanlar uzun süredir, normalmiş gibi beceriksizliklerini Devlet kâğıdı satarak giderip, borç yükünü halka fatura ederek ödetmişlerdir.

Aynı sıkıntı aile yapısını tehdit eder pozisyona gelen bireysel borçlanma ile de gerçekleşmiştir. Onlarca yıllarını, hayatlarını ipotek altına hiç çekinmeden alan aileler her anlamda sarsılmış, ahlaki erozyona ve boşanmalara kadar giden süreç ile karşı karşıya kalmışlardır.

Bir de bunun yanına Kültürel emperyalizm ”İstanbul Sözleşmesi” saçmalığı tuzu biberi olmuştur. İnsanımızı organik robota çeviren sosyal medya ve cep telefonları bu erozyona önemli ölçüde katkı sağlamıştır.

Bir diğer kalıtsal sorun da Dövize Merkez Bankasının döviz likitti ile müdahalesidir. Dövizin enflasyon oranında artması doğal bir sonuçtur. Enflasyonu engellediğinizde döviz diye bir sorununuz olmaz hatta ithalat kalemlerini düşürmek için vergi desteği dışında artması için ters müdahale yapmanız bile gerekebilir, tabi ki bu söylediğimiz doğru ekonomi yönetimi ile mümkündür. Yani kendi para biriminizin aşırı değerlenmesini engellersiniz.

Ödemeler sistemi çöktü. Borçlanarak borç ödeme devri kapanıyor çünkü AB bankaları likit sorunu yaşarken kurumsal olarakta çok yaşlı, ABD bankaları borç verme eğiliminde değil.

Bu bizi Ekonomik seferberlik ilan etmeye ve katma değeri yüksek radikal üretime geçmeye teşvik etmelidir. GAP bitirilmelidir. Bu proje Türkiye’nin %75 tarımsal ürün ihtiyacını karşılayacak,8 milyon kişiye iş imkanı sağlayacaktır.

Yap işlet devret modeli ile yapılan hizmetlere hukuksal düzenleme getirilmelidir. Enerji ithalatı yaptığımız ülkelere takas ürün teklifi getirilmelidir.

Dünya Ekonomik anlamda çöküş döneminde ve bu bize yeni bir hayatı dayatacaktır. Ülkemizde yaşanması muhtemel ekonomik krizle bugün 13 milyon civarına ulaşan işsizlikle Türkiye’de bir sosyal patlama planlanmaktadır.

Kaftancıoğlu ve Özel’in ifadelerinin arkasındaki sır perdesinin anlamı da budur. Ülkemiz bu sürecin karşılığını Ekonomik anlamda ödemektedir, siyasi anlamda da ödememek adına derhal müdahale edilmelidir.

FED’in para politikasını, Basel’deki zenginler kulübü belirler.ECB içinde bu geçerlidir. Paranın siyasi yüzü olduğunu gösterme adına bu örneği veriyorum.

TÜRK Ekonomisi Dünya Eko Sistemine 500 Milyar Dolar Katma değer Sağlayan bir hacme sahiptir. Doğru kararlar doğru ekip uyumu ile alınır.

Siyasi Parti mantığı günü, Devlet Adamları ise geleceği inşa eder. Particilikten kurtulamayan, saplantılı vasıfsız kişilerle bu süreç götürülemez.

Cumhurbaşkanımızın da doğru bilgilendirilmediğini düşünüyorum, önüne konan raporların gerçeği yansıtmadığı aşikardır.Bu sorun da Devletin sahipleri tarafından aşılmalıdır.

Allah göstermesin daha ağır faturalar ödeyerek bu süreci atlatmak zorunda kalabiliriz.

İZAHAT……………………………;
(1) EKOPOLİTİĞİN ANALİZİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

(2) KAPİTALİZM,KENDİNİ YİYEREK HAYATTA KALAN CANAVAR(Başlıklı Makalem)

YDD=Yeni Dünya Düzeni

FED=ABD Merkez Bankası

ECB=Avrupa Merkez Bankası

 

Allah cc. Her şeyi Daha İyi Bilendir.

 

Alpaslan KARAASLAN

Havasspress.Gn.Yn.Yönt

06.05.2020

KAPİTALİZM,KENDİNİ YİYEREK HAYATTA KALAN CANAVAR

Kapitalizm Yeni Dünya Düzeni Planlayıcılarının yönetim paradigmalarının zeminini hazırlayan, onları hedeflerine giderken Dünya’yı Ekonomik açıdan sömürmelerini sağlayan bir büyük planın önemli bir parçası.

Yani Dünya’daki bütün paranın, ekonomik gücün kontrolünü elinde bulundurarak Dünya’ya istedikleri Yeni Dünya Düzeni dedikleri köle sistemini dayatmak/kurmak.

Kapitalist sistem gerektiğinde”Salamander”gibi(Bir tür kertenkele)kendini yiyerek hayatta kalan, hatta büyüyen bir proje.

Bütün savaşlar,devrimler,kaoslar bu sistemin yeni evrelere geçmesini sağlamış, Ulus Devletler projenin farkına varana kadar bilerek veya bilmeyerek bazen sistemin zorunluluğundan bu proje içinde kendilerini bulmuşlardır.

Güneş Doğudan doğduğu gibi Medeniyette Doğuludur. Bunu en iyi bu projeyi uygulayanlar bilir. Örnekse buyurun..;

İstanbul’un Fethi İle Avrupa kendisini kuşatan toprak ağalarının yönetim sistemi olan feodaliteye karşı savaş başlatmış, Devletleri güçlendiren yapılar oluşturana kadar bu savaşı sürdürmüştür. Sonrasında yeniden doğuş (Rönesans) hareketi ile Fransa’dan yayılan demokrasi akımı başlatılmış. Voltaire, Rousseau, Balzac, Montesquieu gibi Avrupa için önemli fikir adamları öne çıkmıştır. Bu süreç Avrupa’nın bugün geldiği noktanın temellenmesinin miladıdır.

Kapitalist sistemin en önemli özelliği eski bütün yönetim sistemlerini ortadan kaldırması, yani eski oyuncularla yeni oyun kurmaması olmuştur.

11 Eylül, Arap Baharı,Corona(Kovid 19)Biyolojik savaşı bu sistemin hayatta kalması ve artık yeni bir evreye geçilmesi için planlı şekilde uygulanmış/maktadır.

Arap Bahar ile  Kaos ve Müslüman Arap Coğrafyası’nda Saint Barthelemy’i andıran mezhep çatışmaları çıkartmak isteyenlerin amacı Arap Baharı ile kontrol edilebilen Devletçikler yaratmak olsa da asıl amacı yeni bir yüz yıl yaratmaktır. Arap Baharının bir diğer sonucu ise İslam ülkelerinde monarşilerin çökertilmesi ki bu konuyu Avrupa bağlamında da ele alacağım.

Avrupa’dan umudunu kesen YDDüzeni kuramsalcıları Aydınlanma Çağının yeniden Doğudan oluşacağını öngörmüşlerdir. Çünkü Kapitalizm vahşice her şeyi tüketmiş,din,vicdan,ahlak,aile yapısı hiçbir değer bırakmamıştır.Burada ki dezenformasyon en fazla etkisini Avrupa ve Amerika’da göstermiştir.

Henry Kissinger’ın şu iki ifadesi çok önemlidir.

-Ortadoğu diye bir şey yoktur ”Çin diye bir Gerçek ”vardır.

-Yeni Çin Seddi Türkiye’dir.

İnanın dostlar artık hiçbir şey eski gibi olmayacak…!

Şimdi siz Kapitalizmin Monarşi ile ilgisi ne diyebilirsiniz..?

 

Önce Megxit ile başlayalım. Yani  İngiltere’nin AB’den ayrılmasına Brexit deniyor. Bu ayrılış Lortlar Kamarasının direnmesine karşı Kraliyet desteği ile yürüyen bir süreç, İngiltere Kraliyet ailesi Anglikan Kilisesine bağlı bir yapı, Kraliçe ise Druid Rahibesi Dünya Haritası tekrar şekillenirken sırtında AB yükü ile bu süreci götürmek istemediler ve ayrılık kararını uygulayarak,Neoconlarla ters düştüler.

Fakat Kraliyette ilk ayrılık kararı bu değildi. Prenses Diana’nın oğlu,Afro Amerikan Yahudi Magen Markel’e proje olarak evlendirilen Harry’den geldi.

Kraliçe buna bir orta yol bulsa da tahtan ve haklarından vaz geçmesi Kraliyet tarihinde ilkti ve amaç Kraliyete mesaj vermekti.

İspanya’da Avrupa’nın Monarşik bir diğer ülkesi yıllardır Katlolanlar tarafından sürdürülen ayrılık ayaklanmaları ve gösterileri AB’nin baskısı ile bastırılmıştı. İspanya’da ekonominin atar damarı Katalan bölgesidir.

İtalya ise Avrupa’da Asya bloğu ile en iyi ilişkileri olan stratejik olarak anlaşmalar imzalayan en son Netenyahu’nun metazori tek taraflı Akdeniz havzasındaki doğal gaz rezervini Avrupa’ya taşıyacak olan “EastMed” anlaşmasına imza atmamıştı.

Fransa, Rothschild ailesinin kuklası Macron ile yönetiliyor olsa da İsveç, Danimarka, Norveç, Belçika, Hollanda, İspanya, Andorra, Monaco, Lüksemburg, Liechtenstein, Birleşik Krallık  gibi Monarşi Geleneği ile yönetiliyor ve YDDDüzeni kuramsalcıları bunlarla tek tek mücadele etmektense Yeni bir Dünya Yaratma ve Dünya Nüfusunu yönetilebilir pozisyona çekme adına, Dünya’daki bütün karşı direnci kırma ve diz çöktürme adına vahşice uyguladıkları “BİYOLOJİK SAVAŞ PROJESİNİN ADIDIR”CORONA KOVİD19”.

Bu bir devrimdir ve her devrimin sanatçısı,akımı,düşünürü vardır,Peki bu dönemde bunlar kimdir…?

-Bu Dönemin Da Vinci’si “Bill Gates”

-Kripteks”Sosyal Medya”  

-Sanatçıları “Aktivistler” olabilir mi..? Dostlar.

Buraya kadar tespit ve temelleme yaptım. Bundan sonra ise hedeflerini ve bizim yapmamız gerekenleri acizane yazmaya çalışacağım.

YDDüzeni kuramsalcıları için önemli iki şehir vardır.

1-Kudüs

2-istanbul

1-İstanbul Uluslararası Özerkliğe kavuşturulup, Dünya Finans Merkezinin Beyni ve Yönetim Merkezi Olacak.

2-İstanbul Sözleşmesi Bunun ilk adımıydı. Bu adım İstanbul Finans Merkezi bir iktisadi yönetim ekolü ile devam ettirilecektir.

3- Uzay Ekonomisi, İstanbul Ekolünün ana temasını oluşturacaktır. Sanat, felsefe, sosyoloji, edebiyat akımının merkezi haline dönüştürülecektir.

4-Geçmiş artık geçmiştir ve tarih olarak okutulması sağlanacak değer olmaktan çıkartılacaktır.

5-Bu Çağ Enigma’dır.Bildiğiniz her şeyi size unutturacaklar ve geçmiş anlamsız geçersiz ve eskimiş olarak karşınıza çıkacak.

Fakat şu ismiler üzerinde alalama yapılması muhtemeldir. Sagan, Asimov, Drake, Jules Verne, Da Vinci, Hezarfen, İbn-i Sina, Cezeri, Krugman, Lucas, Disney, Avi Loeb, Musk, Hawking, Einstein, Dali, Michio Kaku dikkat çekici isimler değil mi..? Mesela Nikola Tesla niye yok da, Musk var onların şekillendirmek istedikleri Dünya’da Tesla gibi isimlere yer yok,Müslüman alimler ise Doğu ile Bağlantıyı sağlamak için Geçiş için varlar.

6- Uzay Ekonomisinin tamamlayıcısı, Dijital Ekonomi

(Elektronik Para) ve Endüstri 4.0 olarak tanımlanmıştır.

7- IMF, Worldbank, UN, ICC, IFC,FED gibi Kurumlar ortadan kaldırılacak,Dijital Ekonomiye Geçiş Yeni Merkezden,alt yapısı ve Kuralları Belirlenmiş yeni oluşumlarla yapılacaktır.

8- Uzay Ekonomisinde faiz olmayacak.Bunun yerine daha bağlayıcı kripto paralar ve blok zincirler devreye alınacaktır.

9-Bu projenin temelini ise Koloni Ekonomisi oluşturmaktadır. Kontrol edilebilir küçük yapılar.

10-Uzay Ekonomisi Pazarının en önemli bölümünü “KARBON PİYASASI”nın alması tasarlanmaktadır.

11-Bir de tabi ki Uzay Teknolojisinin pazarlanması ki blok satış merkezleri demektir ki Alibaba ile bu işin antrenmanını insanlık zaten yaptı.

12-Bu Projenin temel felsefesini Bilim ve

“Fütürizm”(Gelecekçilik) alacaktır. Bilim Tanrısallaştırılacaktır.

Kapitalizmin geçmişine  hiç girmedim sebebi ise tekrara düşmemek, yazıyı uzatmamaktır.

Kısaca maddeler halinde hedeflerini hangi strateji üzerinden Dünya’yı şekillendirmek istedikleri yazmaya çalıştım.

Mesela ..;Corona virüs sonrası temas çekingeliği kalıcılık gösterebileceği için elektronik paraya geçişi hızlandıracaktır. Sosyolojik tavrımızı bile bu virüs etkiliyecektir.

Bu örnekler çoğaltılabilir….

Burada üç seçenek var..;
1-Bekleyip Göreceksiniz ve Sonrasında Harekete Geçeceksiniz.

2-Bu Projenin Bir Parçası Olacaksınız, Bağımsızlığınızı ve Bütün var Olma Sebeplerinizi Küreselcilere Teslim Edeceksiniz.

3-Bu Projeye Karşı Direnip, Karşı Strateji ile Ülkenizden başlayıp, sermaye akışının yabancı ve dış destekli Dijital Bankacılığın eline geçmesine mani olacaksınız.

Bugün bunun kararını verme önce İstanbul’u bir İslam şehri olmaktan çıkarmak için tasarlanan Finans Merkezi ve Kültürlerin buluşma noktası saçmalığından vaz geçmektir.

İstanbul sözleşmesinin bile ne kadar zarar verdiğini görüyorsunuz ki, bu proje onun yanında devede kulak.

Erbakan Hocamın kurduğu, Hilafetin Devlet Yönetim şekli Olan D8 Projesi canlandırılmalı, mevcut ülkelerle koordineli şekilde Rusya,Brezilya,Venezuela,Ukrayna vs. gibi ülkelerin de katılımı sağlanarak bir Büyük Blok oluşturulmalıdır.

Ortak Birlik Dijital Elektronik Bankacılığa geçilmeli her ülke kendi hareketinde özgür olmakla birlikte belirlenecek kurallar çerçevesinde bu sistem içerisinde var olmalıdır.

Bütün aktif gelirler bu veri üzerinden değerlendirilmeli, artı katma değerler Ülkelerin kendi birimlerine eklenmelidir.

Ulus Devletler Aile,Ahlak,Maneviyat(neye inanıyorsa),sosyolojik, teknolojik olarak güçlendirilmeli bunları tehdit eden her şeyle mücadele hukuksal zeminde tanımlanmalıdır.

Eğitim Buradaki en önemli parametreyi oluşturmaktadır. Bu alan gelecek nesillerin doğru zihinle hayata bakış açılarını etkileyecektir. Bu alan Savunma,Sağlık,Ekonomi,İstihbarat gibi Ulusal güvenlik alanı olarak belirlenmelidir.

Yazımı daha fazla uzatmama adına son ifadelerimi kullanmak isterim “Hayat felsefesini bilmediğiniz hiçbir ideolojinin, Stratejisini çözemezsiniz” Corona virüsü ilk çıktığı günde yaptığım analizin tespit bölümünde şunu yazmıştım.

 

-Mücadele Ettiğimiz Sadece Bir Vaka Değil,

-5 Bin Yıllık Kendini Üstün Irk Gören Irkçı Siyonist "KABALA“ya İman Etmiş Bir Yapı,

-Kendi Irkları Dışında Bütün İnsanlığın Maymundan Geldiğine(Darwin bütün insanlık diyor) İnanan Sapık Bir İnanış,

-Korona virüs (Covid-19)'da Bu Sapkın Yapının Ürettiği Bir Virüs, “TEDAVİSİ OLAN AŞILAR DEPOLARINDA" Dünya Nüfusunu Azaltma ve İstedikleri Yapıları Ortadan Kaldırma Adına Uyguladıkları "KİTLESEL İMHA PROJESİ"

Allah Yar ve Yardımcımız Olsun.Amin.

 

Allah cc. Her Şeyi Daha İyi Bilendir.

Alpaslan KARAASLAN

Havasspress.Gn.Yn.Yönt

01.04.2020

YAZARLAR
HAFTANIN ÇOK OKUNANLARI
Çakıcı, Ağar, Eken ve Alan Bodrum'da bir araya geldi
Emekli Korgeneral Engin Alan, Emekli Albay Korkut Eken, Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Alaattin Çakıcı Bodrum'da bir araya geldi.
ANKET
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Altyapı: siteal.net
Copyright © Havasspress   |
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.