Saat Yükleniyor...
Alpaslan KARAASLAN
Metni küçült
Alpaslan KARAASLAN
EKOPOLİTİĞİN ANALİZİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Tarih : 2018.08.25  09:35:03

Yazmaya başladığım bu yazımın en ağır ve zor olanı olduğunu biliyorum.

Doğruyu bulmak, yapılan hatayı kabul ve gerçekle yüzleşmekle başlar.

Doğru Analiz, Doğru Tedaviyi, Doğru Tedavi ise kısa sürede sonuç almanızı sağlar.

Bunun birinci şartı, hata yaptığınızı kabulle başlar, tıpkı Çözüm süreci, uçak krizi,Fetö olayında olduğu gibi.

Ekonominin nasıl çökertildiğini ve bunun 28 Şubat sürecinin devamı olduğunu çoğu kez uzun uzun yazdım. Bunu tekrardan ziyade çözüm önerilerine odaklanmak istiyorum. Öyleyse maddeler haline sıralayalım.

1-ÖZELLEŞTİRME………..

Devlete ait kurumların ihale yoluyla veya kararname ile özel sektöre devri anlamındadır.

Bizdeki uygulanış şekli ise toprak, taşınmaz ve mevduatla devri şeklinde olmuştur.

Bu başlı başına peşkeş ve Devleti zarara uğratmaktır. Bu YDD kurucularının bir projesidir. Yönetebilme kabiliyetiniz ve potansiyeliniz yoksa mevcut KİT’i koruyarak, yönetimini özelleştirir, istihdam şişkinliği alerjisine karşı DPT’nin raporları doğrultusunda sınırlama getirirsiniz. DPT veya Sanayii Bakanlığında oluşturacağınız bir birimle denetimini sağlar, sıcak para ihtiyacınızı karşılamada çeşitliliğinizi kaybetmemiş olursunuz. Bugüne kadar yapılan enerji,tarım,maden,

doğal kaynaklar, stratejik toprak satışlarını tekrar elden geçirerek Devletleştirmeniz birinci önceliğiniz olmalıdır.

2-GÜMRÜKLER……

Gümrükler Devletin en önemli, stratejik alanlarındandır. Askeri sınırların korunması nasıl Vatan borcu ise “Gümrüklerin Muhafazası ve Korunması da Vatan Borcudur”.

Bu sebeple limanların derhal devletleştirilmesi gerekmektedir, bu süreç devam edene kadar Gümrükler ve limanlar en üst seviyede denetime tabi tutulmalı,kaçakçılık,terör,vergi kaybı ve en önemlisi yerli sanayinin zarar görmemesi için en üst seviyede teknolojik alt yapıda kullanılarak denetim sağlanmalıdır.

3-BANKALAR VE MEVDUAT SİSTEMİ…….

Türkiye’de Devlete ait, Yerli ve Yabancı Bankalar

Ziraat Bankası      Devlet

Halk Bankası        Devlet

Vakıfbank              Devlet

Adabank                Özel

Akban                    Özel

Anadolubank       Özel

Fibabanka             Özel

Şekerbank             Özel

Turkish Bank         Özel

TEB                         Özel

İş Bankası              Özel

Yapı Kredi              Özel

B.Fon Bankası      Devlet

Alternatif Bank    Yabancı

Arap Türk              Yabancı

Bank of China       Yabancı

Bank of Tokyo-Mitsubishi Yabancı

Burgan Bank      Yabancı

Citibank Yabancı

Denizbank          Yabancı

Deutsche Bank  Yabancı

HSBC                   Yabancı

ICBC                    Yabancı

ING                     Yabancı

Odea Bank        Yabancı

QNB                  Yabancı

Rabobank        Yabancı

Türkland Bank Yabancı

GarantiBankası Yabancı

Bank Mellat     Yabancı

Habib Bank      Yabancı

Intesa Sanpaolo   Yabancı

JPMorgan     Yabancı

Société Générale Yabancı

Türkiye’deki Yatırım Bankaları Özel / Yabancı Sermaye

İller Bankası  Devlet

Türk Eximbank     Devlet

Türkiye Kalkınma Bankası Devlet

Aktif Bank     Özel

Diler Bank     Özel

GSD Bank      Özel

Takasbank    Özel

Nurol Bank    Özel

TSKB       Özel

Bank Pozitif  Yabancı

Merrill Lynch        Yabancı

Pasha Bank   Yabancı

Standard Chartered    Yabancı

Mevduat ve yatırım bankalarına ilave olarak bir de İslami usullere göre bankacılık yapan katılım bankaları vardır. Katılım bankaları, mevduat hesabı yerine katılma hesabı açar ve faiz yerine katılım payı öderler. Bu bankaların ödedikleri kar payları da genellikle piyasa mevduat faizi oranına yakındır. 2018 yılı itibarıyla ülkemizde faaliyet göstermekte olan 5 katılım bankası vardır.

Türkiye’deki Katılım Bankaları  Özel / Yabancı Sermaye

AlBaraka       Yabancı

KuveytTürk   Yabancı

Türkiye Finans      Yabancı

Ziraat Katılım Bankası        Devlet

Vakıf Katılım Bankası  Devlet

2018 yılı itibarıyla Türkiye’de faaliyet göstermekte olan banka sayısı 52’dir. Bu bankalardan 34 tanesi mevduat, 13 tanesi kalkınma ve yatırım ve 5 tanesi de katılım bankası statüsündedir.

Gördüğünüz gibi içlerinde devlet bütçelerinden büyük bankalar var. Peki normalde olması gereken bu bankaların istihdama yönelik projelere destek vermesi ve yüksek teknolojili sanayi üretimi ile Türkiye’nin kalkınmasına ortak olmaları gerekmez miydi…?

Peki bunlar ne yaptı, pırasa gibi kredi kartı dağıttılar, dünyanın hiçbir yerinde uygulanması mümkün olmayan faiz oranları ile araç ve ev kredisi verdiler. İnsanların gelecek on yıllarına ipotek koydular. Türkiye’nin sosyoloji ile oynadılar, lüks yaşamı vaz geçilmez hale getirdiler. Halkı hızla borçlandırdılar. Boşanma sebeplerinin en önemli maddesi haline getirdiler.

Devleti dizayn ederken aile koruma kanunu diye düşünceyle uygulaman olmazsa herkes istediği gibi senin sosyolojinle oynar.

25 yaşımdan beri istihdam yaratıyor,para,bilgi ve insan yönetiyorum. Hayatımda hiç aklıma faize para koyayım, ev alayım kiraya verip yan gelip yatayım gelmedi.

Kolay para kazanma yolu Faiz hemen zaman geçirilmeden içerisinde ötv’de olacak şekilde en az %20 oranında vergilendirilmeli, Ev Kiracılığı sıkı takibe alınmalı vergi vermeyenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Bankacılık mevduat sistemi değiştirilmeli Türkiye’de bulunan yabancı bankaların mevcut mevduatlarının DPT kontrolünde en az %40 seviyesinde yüksek teknolojili istihdama yönelik yatırıma kaydırma zorunluluğu getirilmelidir.

4-Merkez Bankası ve Finans Yönetimi

Merkez Bankasının özerkliği YDD kurucuları ile entegrasyon anlamına gelmektedir.

Özerkliğin çıkış felsefesi ise kısaca şudur.

1-Bretton Woods Sistemi ve Avrupa Para Sistemi gibi fiyat istikrarını korumak için düzenlenmiş

sistemlerin çöküşüyle birlikte ülkelerin alternatif aramaya başlamalarıdır.

2-Bundesbank’ın kısmen özerkliği ile iyi bir enflasyon performansına sahip olmasının fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankası bağımsızlığının önemli olduğunun delil olarak kabul edilmesidir.

3- Meşhur,Maastrich Kriterlerine göre, Ekonomik ve Parasal Birlik (EMU) için Avrupa Merkez Bankası’nın ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi’ni oluşturan bütün üye devletlerin merkez bankalarının bağımsızlığının hedeflenmesidir.

4- Dördüncü neden, birçok Latin Amerika ülkesinin

daha önce olduğu gibi, düşük bir enflasyon ve başarılı bir fiyat istikrarını devam ettirecek kurumsal düzenlemeleri aramalarıdır.

5-Bağımsız merkez bankalarının birçok eski sosyalist ülkede düzenli işleyen bir piyasa ekonomisinin oluşturulmasında ihtiyaç duyulan kurumsal yapı için gerekli görülmesidir.

Görmüş olduğunuz gibi bu kriterlerin tamamı artık hükmünü zaten yitirmiştir.

MB devletin kontrolünde, halkın hizmetindedir. MB yurt dışındaki bütün değerli emtialarını altın,döviz,

değerli kağıt ne varsa derhal,MB fonlarına devretmelidir. Kriz dönemlerinde yükselen döviz kurlarına faiz ve sıcak para ile müdahale her zaman doğru değildir.%20’leri aşan Devlet borçlanma rakamları, döviz hareketliliğinden daha tehlikelidir. Mevcut durum sorumlusu siyasettir, MB değildir.

MB asla Monetarist(Parasalcı) yaklaşımla yönetilemez. Paranın insanı yönetmesi değil, üretim ekonomisinin aktif alanda ki katma değeri ile çevriminin sağlanması sistemine geçiş sağlanmalıdır.

MB milli paranın aşırı değerlenmemesini sağlamısı,bu anlamda yerli üreticiyi koruması önceliğidir.

5- CARİ AÇIK SEBEPLERİ ve ÖNLEMLERİ

Türkiye'nin geçen yıl cari açığı 47,4 milyar dolar olarak gerçekleşirken, 2013-2017 dönemini kapsayan 5 yılda bu rakam yaklaşık 220 milyar dolara ulaştı. Cari açığın en büyük kalemini ise enerji ithalatı oluşturdu. Buna göre petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve döviz kurundaki artışla yükseliş gösteren Türkiye'nin enerji ithalatı son 5 yılda 213 milyar doları buldu.

Enerji ihtiyacını yerli kaynaklarıyla karşılayamayan Türkiye, her yıl arz güvenliğini sağlamak için enerji alanında ithalata yönelmek zorunda kaldı. Ülke, enerji talebini karşılayabilmek için kömür, petrol, doğalgaz ve elektrik enerjisi ithal etti.

Türkiye’de En Çok İthalat Yapılan Ürünler

 

Doğalgaz ve Petrol

 

Türkiye özellikle Rusya ve İran’dan doğalgaz ve petrol satın alan bir ülkedir. Sanayi, tarım ve ulaşım gibi pek çok sektörün olmazsa olmazı olan doğalgaz ile petrol, Türkiye’nin en önemli ithalat ürünleri arasında yer alır.

 

Otomotiv

 

Otomotiv ve yedek parça ithalatı da Türkiye ithalatında önemli yer tutar. Ancak otomotiv sektörü Türkiye’deki dış ticaret açığının en az olduğu sektörlerden biridir. Bu durumda Türkiye’de faaliyet gösteren pek çok yabancı otomotiv şirketinin yerli yatırımcılarla ortaklığa sahip olması etkilidir. Türkiye özellikle Almanya, Fransa ve İtalya’dan otomobil ve yedek parça ithal etmektedir.

 

Elektronik Aletler

 

Elektronik cihazlar, haberleşme araçları, tıbbi cihazlar başta olmak üzere Türkiye ithalatında elektronik ürünler de önemli yer kaplar. Özellikle Çin, Almanya, ABD, Fransa ve İtalya Türkiye’nin en çok elektronik ürün ithal ettiği ülkelerdir.

 

Türkiye’de En Çok İthalat Yapılan Ülkeler

 

2017 itibarıyla Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ilk 10 ülkeye şu şekildedir:

 

Çin

 

Türkiye, Çin’den 2017 yılında 23,3 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. İthal edilen mallar arasında bilgi işlem makineleri, elektronik üniteleri, ses ve görüntü işaret cihazları, oyuncaklar ve televizyon alıcıları başı çekiyor.

 

Almanya

 

Türkiye, Almanya’dan 2017 yılında 21,3 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Almanya’dan yapılan ithalatta kara taşıtları, uçaklar, ilaç ve kimyasal  maddeler, tarım aletleri ve tıbbi malzemeler büyük yer kaplamakta.

 

Rusya Federasyonu

 

Türkiye, Rusya’dan 2017 yılında 19,5 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Bu ithalatın büyük kısmı enerji alanında gerçekleşir, zira Türkiye Avrupa Birliği’nden sonra Rusya’nın en büyük doğalgaz ve petrol müşterisi konumundadır.

 

ABD (Amerika) den ithal edilen ürünler

 

Türkiye, ABD’den 2017 yılında 12 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. 12 milyar dolarlık ithalatın içinde en çok paya sahip ürünler ise elektronik cihazlar, pamuk, altın ve hava araçlarıdır.

 

Giyim sektörü: Tommy Hilfiger, Nike,Polo Ralph Lauren, Hugo Boss, Calvin Klein, Levi’s, Timberland, Lumberjack, Giorgio Armani, Lee

 

Gıda sektörü : Danone, Maggi, Nestle, Nescafé, Nesquik, Jacobs, Banana, McDonald’s, Burger King, Knorr, Calve, Komili, Becel, Sırma, Rama, Sana, First Sakız, Falım, Kraft, Fritolay, Milka, Ruffles, Doritos, Lays, Cheetos

 

İçecek Sektörü: Schweppes, Coca Cola, PEPSİ, Yedigün, Sprite, Fanta, Damla Su, Sırma, Hayat, Danone, Nestle, Cappy, Erikli, Akmina

 

Temizlik sektörü: Ace (Çamaşır Suyu), Air Wick, Ajax, Aldays, Alo (Çamaşır Tozu), Ariel (Çamaşır Tozu), Axe, Blendax (Şampuan), Calgon, Carrefour, Cıf, Clear (Şampuan), Clit Bang, Clin, Colgate, Dettol, Domestos (Çamaşır Suyu), Dixi, Diadermine, Dove, Elidor (Şampuan), Fa, Fairy, Finish, Head&Shoulders, Henkel, Hacı Şakir, Ipana (Diş Macunu), Jhonsons Baby, Loreal (Şampuan), Lux, Max Factor, Nıvea, Omo (Çamaşır Tozu), Oral-B, Orkıd (Özel), Palmolive, Pantene (Şampuan), Prıma (Bebek Bezi), Rejoıce (Şampuan), Persil, Perwoll, Prill, Prima, Protex, Rejoice, Rexona (Şampuan), Rinso (Çamaşır Tozu), Schwarzkopf, Sensodyne, Signal (Diş Macunu), Syoss, Unilever, Viecnetta, Vileda, Vanish, Vaseline, Veet, Vim, Yumoş

 

Teknoloji sektörü: IBM, Intel, Dell, Nokia, Icq, Apple, Windows

 

İtalya

 

Türkiye, İtalya’dan  2017 yılında 11,3 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Bu rakam otomotiv, elektronik, telekomünikasyon ve tekstil alanında yapılan alımlara harcanmaktadır.

 

Fransa

 

Türkiye, Fransa’dan  2017 yılında 8 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Fransa Türkiye’ye büyük oranda  otomobil, uçak ve uçak motorları, ilaç ve plastik hammadde satıyor.

 

İran

 

Türkiye, İran’dan 2017 yılında 7.4 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Bu ithalat büyük oranda enerji sektöründe doğalgaz ve petrol olarak yapılmaktadır.

 

İsviçre

 

İsviçre’den 2017 yılında 6.8 milyar dolarlık ithalat yapılmıştır. Son yıllarda İsviçre’den yapılan ithalatın artmasında bu ülkeden satın alınan otomatik bilgi işlem sistemleri, matbaa makineleri ve uçak yedek parçaları öne çıkmaktadır.

 

Tarımsal İthalat

 

Türkiye’de genellikle her zaman gündemde olan ve tartışılan konulardan bir tanesi tarım ürünlerinin ithalatı ve hangi tarım ürünün, hangi ülkeden, ne oranda ithal edildiği. Türkiye’nin 2017 yılında gerçekleştirdiği toplam ithalat değeri yaklaşık 234 milyar doları bulurken, bunun yaklaşık 5 milyar dolarlık kısmını tarım ürünleri oluşturdu. 2016’da ise Türkiye toplamda 199 milyar dolara varan bir ithalat kapasitesine sahipken, tarım ürünlerinin bu kapasite içindeki değeri 4 milyar dolar seviyesindeydi.

 

 

 

Daha ayrıntılı bir araştırma için, Türkiye’nin belli başlı tarım ürünlerine ait üretim ve ithalat miktarlarına ait verileri içeren TÜİK istatistiki tablolarını; ithalatın gerçekleştiği ülkeler ve oranlar için ise Tarım Bakanlığı bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü Müdürlüğünün yayınladığı “Tarım Ürünleri Piyasa Raporları”nı inceledim. İncelemeyi yaparken doğru karşılaştırma yapabilmek adına tüm verilerin en güncel olduğu yılı taban alarak değerlendirme gerçekleştirdim.

 

Söz konusu verilere göre, 2015-2016 döneminde Türkiye’nin toplam tahıl üretimi neredeyse 37 milyar ton olurken, ithal edilen tahıl miktarı ise 5 milyar ton seviyesindeydi. Türkiye’de 2015-2016’da toplamda 8 milyon ton arpa üretimi gerçekleşti ve 107 bin 351 ton arpa ithal edildi. 2016 yılında Türkiye, %57,3’lük bir oranla en çok Fransa’dan arpa ithal etti, bunu %42,6’yla Danimarka takip etti.

 

Buğdayda Durum Nasıl?

 

Buğdayda ise aynı dönemde üretim 22 milyon 600 bin ton oldu, bunun yanında 4 milyon 109 bin 527 tonluk buğday ithalatı gerçekleşti. Buğday ithalatının en çok gerçekleştirildiği ülke ise %59,9 oranla Rusya oldu. 2015-2016 piyasa döneminde 6 milyon 400 bin ton mısır üretimi gerçekleşti, bununla beraber 603 bin 739 ton mısır da ithal edildi. Mısır ithalatında da ilk sırada %72,6 oranla Rusya geldi.

 

Türkiye’nin 2015-2016 döneminde gerçekleştirdiği çeltik üretimi 552 bin ton oldu. 198 bin 876 ton seviyesinde gerçekleşen pirinç ithalatının %42’si Rusya, %33’ü ABD ile gerçekleştirildi. Yeterlilik derecesiyse %69,9 olarak ölçüldü.

Tahıllarda bu oranlara sahip olan Türkiye’nin üretiminde başı çektiği çayda ise 2015-2016 döneminde 1 milyon 327 bin 934 tonluk çay üretimi gerçekleşti. Yaklaşık 28 bin ton çay ithal edilirken, en çok çay ithal edilen ülke %75 oranla Sri Lanka oldu.

 

Baklagillerde Kendimize Yetebiliyor muyuz?

Ülkemizde 2015-2016 döneminde üretilen toplam kuru baklagillerin miktarı 1 milyon ton civarındayken, ithalat miktarı ise 434 bin ton oldu.

 

2015-2016’da ülkemizde 235 bin tonluk kuru fasulye üretimi gerçekleşti, Kuru fasulyede ithalat seviyesi ise 53 bin tonu buldu. Türkiye’nin en çok kuru fasulye ithal ettiği ülkeler %24,7 ile Meksika, %23,3 ile Hindistan, %18,2 ile Kanada ve %17,5 ile Arjantin oldu. Kuru fasulyede yeterlilik oranı %82,6 oldu.

 

Nohut üretimi 460 bin ton oldu. 37 bin 631 ton nohut ithal edilirken, ithalatın en çok gerçekleştirildiği ülkeler %36,9 ile Meksika, %25,1 ile Hindistan oldu.

 

Soya üretiminde ise 2014-2015 döneminde üretim miktarı 150 bin ton oldu, buna karşılık 2 milyon 197 bin 472 ton soya ithal edildi. Ukrayna’dan %41,4 oranında, ABD’den ise %32,8 oranında soya ithal edildi. Soyada yeterlilik oranı %6,5 seviyesinde kaldı.

 

Dünyada fındık üretimi ve ihracatında birinci sırada olan Türkiye’de, 2014-2015 döneminde toplamda 450 bin ton fındık üretimi gerçekleşirken, 7.187 ton fındık ithal edildi ve bu ithalatın en çok gerçekleştiği ülke %38 oranla Almanya oldu.

 

İncir üretiminde ve ihracatında önde gelen ülkelerden olan ülkemizde, 2015-2016 döneminde 300.600 tonluk üretim gerçekleşti, 2.405 ton incir de ithal edildi. Türkiye ile incir ithalatında ilk sırada %39 oranla Almanya, devamında ise %18 ile Fransa geldi.

 

Türkiye’nin yine üretim ve ihracatında önemli ölçüde söz sahibi olduğu kayısının 2014-2015 sezonunda üretimi 278 bin 210 ton oldu. İthal edilen 7 bin 480 ton kayısının %30’u ABD’den, %17’si Rusya’dan, %15’i ise Fransa’dan geldi.

 

Türkiye, 2014-2015 döneminde 725.230 ton limon üretildi. İthal edilen limon miktarı ise 8 bin ton oldu. Türkiye’nin en çok limon ithal ettiği ülke %88,4 ile KKTC oldu. Bir diğer narenciye türü olan portakal üretimi de yine aynı dönem içinde 1 milyon 779 bin 675 ton seviyesinde gerçekleşti. İthal edilen portakal miktarı 162 bin 94 ton olurken, yine en büyük ithalat %94 ile KKTC ile gerçekleştirildi.

 

Türkiye’nin 2015-2016 sezonundaki üzüm üretimi 3 milyon 650 bin ton olurken, 14 bin 303 ton üzüm ithal edildi. Üzüm en çok %34 oranla İran’dan, devamında ise %26 ile Şili ve %20 ile Güney Afrika’dan ithal edildi.

 

Ayçiçeğinin 2014-2015 dönemindeki üretim miktarı 1 milyon 637 bin 900 ton oldu. Aynı dönemde ithal edilen ayçiçeği miktarı ise 2 milyon 798 bin 851 ton oldu. Ayçiçeği ithalatının en çok yapıldığı ülke ise %55 ile Moldova oldu, Bulgaristan da onu %32 oranla izledi. Türkiye’nin ayçiçeğinde bu dönemde yeterlilik derecesi %73,4 oldu.

 

Domates Verileri

Son dönemlerde zaman zaman tartışma konusu olan domateste ise 2015-2016 dönemi 12 milyon 615 bin tonluk üretimle kapandı. Türkiye, söz konusu dönemde 1 milyon ton civarında domates ihraç ederken, 11 bin tona yakın domates ithal etti. Domates ithalatının en çok gerçekleştiği ülke ise %65’lik oranla Rusya oldu.

 

Türkiye, incelediğimiz ürünlerde genel olarak pek çok üründe yeterlilik seviyesini %100 ve üstünde görürken; pirinç, kuru fasulye, soya ve ayçiçeğinde seviye bu oranların altında kaldı. Türkiye’nin en önemli ithalat ortağı ise, pek çok üründe ilk sırayı yüksek oranlarla alan Rusya oldu.

ÇÖZÜM……………….;

Listeyi okumaya sabrettiyseniz şaşırmışsınızdır sanırım…

İşte temel sorun bu tablo ve analiz.

Bu tabloda cari açık kalemlerini oluşturan ürünler tek tek ele alınarak ithalatının önüne geçilmelidir.

Öncelik hemen uygulanabilecek olanından yani Tarım ürünlerinden başlanmalıdır.

Bunun için tarım arazileri ürün randıman standartına göre şekillendirilerek askeri bölge ilan edilmeli derhal devlet tarafından insan gücü aldığı ceza dikkate alınarak cezaevlerindeki tutuklulardan karşılanarak ekilip ithalatın önüne geçilmelidir.

Hayvancılık ve diğer kalemlerle de ilgili aynı paradigma uygulanmalıdır. Burada kamplarda tutulan Suriye’lilerde kullanılmalıdır.

Enerji ithalatı yaptığımız ülkelere en az 2 dönem takas yöntemi teklif edilmelidir.

Bu TOKİ üzerinden inşaat veya Tarımsal ürün olabilir. Yapılan işlemlerin milli parayla yapılması en önemli stratejik duruştur. Bu ülke içindeki harcamalar ve ödemeler içinde geçerlidir.

Yap-İşlet modeline derhal son verilmeli, devlet bu hizmetler için kendi yaratacağı kaynakları kullanmalı, toprağa para gömme ve lüks ithalata son vermeli, istihdam yaratacak projelere hız vermelidir.

Spekülasyon yapmak istemem ama ben yeraltı kaynak zenginliğimizde petrol ve doğalgaz olmadığına inananlardan değilim, ben bunların çıkarılamadığını düşünüyorum.

Aynı şekilde çelik,bakır,demir madenlerinin olduğunu Bor madeninin stratejik anlamda ve sanayiye entegrasyon anlamında kullanılamadığını bununla ilgili çalışmanın öne çekilmesini zorunlu buluyorum.

Türkiye’nin her yeri yol-tünel yapma bahanesi ile kazıldı buralara ait kazı raporları nerede..?bu kazılarda hiç mi değerli madene rastlanmadı, rastlandıysa ne kadarı ekonomiye kazandırıldığı söylenmelidir.

Yenilenebilir enerji çalışması derhal devreye alınmalıdır.

Hidroelektrik enerjimizin yüzde 65’i, jeotermal enerjimizin yüzde 90’ı, rüzgar enerjimizin yüzde 95’i, güneşimizin ise neredeyse tamamı elektrik enerjisi üretiminde kullanılmayı bekliyor. Biz bu imkândan niye faydalanmıyoruz. Her şeyi biri gelsin buraya yatırım yapsın diye bekleyemezsiniz.

Dünya’nın ve bölgemizin hızla kaosa sürüklendiği bir dönemde enerji bağımlılığının ekonomiye etkisi kadar stratejik anlamda bağımsızlığımızda etkisi vardır. İran’ın sadece Hürmüz boğazını kapatması petrolün varilini 120 dolar seviyelerine çıkarabilir ki bu Türk ekonomisinin taşıyacağı bir yük değildir.

Türkiye’nin Bölgesel yatırım planı çıkarılmalı, bu plan çıkarılırken özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgemizde sosyolojik(Dinsel değil) çeşitlilik sağlanmalıdır.

Burada Yemen,Afrika,Çin Uygur Bölgesindeki kardeşlerimiz karşılıklı anlaşma sonucu getirilerek entegrasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu hem terör olaylarını engelleyecek, hem de kısa sürede kalkınmasına katkı sağlayacaktır.

Hem lüks yaşayıp, hem tasarruf yapamazsınız Türkiye acil ekopolitik kararlar almalıdır.

Ben bugünkü gelişmelerin bir Küresel Kaos Senaryosu olduğunu biliyorum. Lakin bunun zeminini AKP tarafından uygulanan ekonomik ve siyasi program hazırlamıştır.

Bu Kaos senaryosuna karşı içeride ve dışarıda yapmanız gerekenler vardır. İçeride olanları başlık halinde yazdım.

Dışarıda ise aynı paydaş ülkelerle anlaşabildiğiniz her alanda çemberi genişleterek ortak hareket etmeniz gerekir aksi takdirde,YDD Kurucularının bu Kaos planı içerisinde yok olur gidersiniz.

Şu uyarıyı yapmazsam sorumluluğumu yerine getirmiş olmam..; Mevcut ekonomik programla “TÜRKİYE SOSYAL PATLAMAYA SÜRÜKLENMEK İSTENİYOR”. Bu sebeple özellikle kara para trafiğinin önüne geçmek,PKK,DAEŞ gibi örgütlerin para ve şehir yapılanmaları tespitle etkisiz hale getirilmelidir.

Trump mı ..?Konumuz bile değil adam tekrar ABD’yi merkeze taşıyan politikalar üretmeye çalışıyor,FED’i YDD Kurucularının elinden almak ABD’ye kazandırmak için siyaset üretiyor,seversin sevmezsin adam Ulusal Yahudi lobisinin bir ferdi…..

Allah cc. Her Şeyi Daha İyi Bilendir..

 

Açıklama..:YDD..:Yeni Dünya Düzeni, DPT...:Devlet Planlama Teşkilatı, FED…:ABD Merkez Bankası,

TÜİK..:Türkiye İstatistik Kurumu,MB..:Merkez Bankası

 

 

Alpaslan KARAASLAN

www.Havasspress.com Gn.Yn.Yönetmeni

 

 

 

 

Bu haber toplam 1352 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR
HAFTANIN ÇOK OKUNANLARI
ABD'li Ajan Rahip Burunson Serbest Bırakıldı
Yaklaşık 2,5 aydır ev hapsinde tutulan ve Türkiye ile ABD arasında gerilime neden olan rahip Andrew Craig Brunson'a 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Brunson'ın ev hapsi ve yurtdışı çıkış yasağı da kaldırıldı. Brunson'ın aldığı ceza yattığı hapis cezası sayılıyor.
ANKET
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Altyapı: siteal.net
Copyright © Havasspress   |
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.